Kategoriler
Dava İş hukuku yargıtay

Zorlayıcı Sebeple İşten Çıkarma Halinde İşçi İhbar Tazminatı Alamaz

İş sözleşmesinin fesih nedeninin, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/III madde hükmünde belirtilen zorlayıcı sebep niteliğinde olduğu, bu durumda işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı ancak ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır.

(Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 09.04.2019 tarihli ve E:2016/26112, K:2019/8165 sayılı Kararı için tıklayınız.)

Salgın Hukuku Platformu Araştırma Grubu


9. Hukuk Dairesi 2016/26112 E. , 2019/8165 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ:İŞ MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı
olarak temyizen incelenmesi taraflar avukatlarınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09/04/2019 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat … geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup
düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait yurt içi ve yurt dışındaki şantiyelerde kalıpçı/ekip sorumlusu olarak 01/01/1985-01/06/2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence haksız şekilde fesh edildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, hafta tatili, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının tahsilini, istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, zamanaaşımı def’ini öne sürüp, davacı ile davalı şirket arasındaki hizmet ilişkisinin proje bazlı, dönemsel ve belirli süreli olduğunu, davacının iş akitlerinin haksız değil, belirli süreli projenin bitmesi ile sona erdiğini, bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatı koşulları oluşmadığını, davacının saat ücreti esas alınarak hesap edilen aylık ücret karşılığında çalıştığını, ücret cetvelinde, görev ve ücret formunda da davacının son işinde almakta olduğu saat ücretinin yazılı olduğunu, maaş bordrolarında
tahakkuk eden ücretlerin cari hesap kartına yansıtılarak davacının banka hesabına yatırıldığını, bankaya yatan bu ödemelerin de davacı tarafından itiraz-i kayıt öne sürülmeden kabul edildiğini, bordroda yazan ücretin aksinin ancak eşdeğer belge ile kanıtlanabileceğini, davacının aylık ücretlerinin farklılık gösterdiğini bunun sebebinin ise davacının fazla mesai, genel tatil, dini- milli bayram günlerinde yapılan çalışmalarının karşılığı olan ücretlerin net maaşına eklenerek ödenmesi olduğunu, yıllık izinlerini
kullandığını, kullanmadığı yıllık izin ücretlerinin de ödendiğini, tüm hak ve alacaklarının kendisine ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, iş sözleşmesinin davalı tarafça haklı neden olmadan fesh edildiği buna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı ayrıca fazla
çalışma, hafta tatili, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacakları da olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı taraflar temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
YARGITAY BAŞKANLIĞI
1- Dosya kapsamından davacının saat ücretinin 10,84 Amerikan Doları olduğunun ve hesaplamaların buna göre yapıldığının anlaşılması karşısında karar gerekçesinde yapılan hesaplamalarda saatlik ücretin “10,84 TL” olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle, davacının delil olarak dayandığı, 5.500 Amerikan Doları aylık ücret iddiasına ilişkin banka kanalı ile yapılan ödeme içinde, fesih sonrası ödenen yıllık izin ücreti olduğunun görülmesine ve Mahkemece, son bilirkişi raporuna itiraz süresi içinde duruşma yapılmakla birlikte davalı vekilinin son bilirkişi raporu tebliğ sonrası yapılan duruşmada hazır olup rapora karşı beyan için açıklama ve süre talebi olmadığının anlaşılmasına ve söz konusu raporun hükme dayanak olmadığının anlaşılmasına göre davacının tüm
davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
3-İşçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından, zorlayıcı nedenlerle feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinin (III) numaralı bendinde, işçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması halinde, işverenin derhal fesih
hakkının olduğu açıklanmıştır.
İşçiyi çalışmaktan alıkoyan nedenler, işçinin çevresinde meydana gelmelidir. İşyerinden kaynaklanan ve çalışmayı önleyen nedenler bu madde kapsamına girmez. Örneğin işyerinin kapatılması zorlayıcı neden
sayılmaz (Yargıtay 9.HD. 25.4.2008 gün 2007/16205 E, 2008/10253 K.). Ancak, sel, kar, deprem gibi doğal olaylar nedeniyle ulaşımın kesilmesi, salgın hastalık sebebiyle karantina uygulaması gibi durumlar
zorlayıcı nedenlerdir.
İşyerinden kaynaklanan zorlayıcı nedenler ise değinilen madde kapsamında olmayıp, aynı Kanunun 24/III maddesinde düzenlendiği üzere işçiye derhal fesih hakkı veren nedenlerdir.
4857 sayılı Yasanın 40 ıncı maddesi uyarınca, işçinin zorlayıcı nedenlerle Kanunun 25/III maddesi kapsamında kalan “çalışılmayan süreler” için yarım ücret ödenir. İşçinin iş sözleşmesinin zorlayıcı nedenlerle 25/III bendi uyarınca feshi halinde, işverenin bildirim şartına uyma ya da ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunmamaktadır. Ancak, 1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesi uyarınca kıdem tazminatının ödenmesi gerekir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece iş sözleşmesinin davalı tarafça haksız olarak fesh edildiği kabul edilmiş ise de bu kabul dosya kapsamına uygun değildir.
Davalı taraf, davacının son olarak çalıştığı işyerinin bululunduğu Libya’da iç savaş çıktığını, iç karışıklık ve savaş hali nedeniyle zorunlu olarak iş sözleşmesinin feshedildiğini savunmuş olup fesihle ilgili
belgede de çıkışın işin durdurulması nedeniyle yapıldığı yazılıdır. Yine davacı tanıkları da savunmayı doğrulamışlardır. Buna göre fesih nedeni olan iç savaş halinin 4857 sayılı İş Kanununun 25/III madde hükmünde belirtilen zorlayıcı sebep niteliğinde olduğu, bu durumda işçinin kıdem tazminatına hak kazanacağı ancak ihbar tazminatı hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle Mahkemece ihbar tazminatı isteğinin reddi gerekirken hatalı değerlendirme ile ihbar tazminatının hüküm altına alınması bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya, davacı yararına takdir edilen 2.037.00 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.