Kategoriler
Koronavirüs Mücbir Sebep Ticaret Hukuku

Corona Virüsü (COVID-19)’nün Ticarete Etkileri ve Bu Etkilerin Mücbir Sebep Olarak Kabul Edilip Edilemeyeceğine İlişkin Değerlendirme

Çin’de ortaya çıkan ve tüm dünyaya yayılan COVID-19 virüsü, tam anlamıyla bir global tehdit haline gelerek ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından bir salgın olarak nitelendirilmeye başlamıştır. Çin dışında İtalya ve Almanya gibi birçok Avrupa ülkesinde de ağır etkileri gözüken virüsün, ülkemizde de ortaya çıkması ile ülkemizde ciddi problemler meydana gelmiştir. Bu problemlerden belki de en ciddi olanı virüsün ticaret hayatına etkisidir. Zira virüs nedeni ile yaşanan gelişmeler kümülatif etki yaratmakta ve bu süreç uzadıkça etkilerin boyutu ciddilik kazanmaktadır. Corona Virüsü’nün yukarıda bahsedilen ticari bağlamdaki etkileri, virüsün yarattığı salgın nedeniyle değil ülkelerin salgına karşı tedbir amaçlı yürütmeye çalıştığı uygulamalardan doğmaktadır. Bu uygulamalara örnek olarak; karantinalar, ülke sınırlarına erişimin engellenmesi, ticari faaliyetlerde ihracat-ithalat yasakları ve seyahat yasağı gibi yaptırımlar verilebilir. Bunların neticesinde de ticari platformda birçok ürünün tedariki sağlanamamakta, teslimatlar aksamakta veya hiç yapılamamakta ve hammaddeleri tükenmiş olan birçok fabrika da üretimlerine ara vermek zorunda kalmaktadırlar. Bu kapsamda virüsün yarattığı etkilerin ticaret hukuku kapsamında yaratabileceği sonuçların değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada üzerinde odaklanacağımız konu Covid-19’un hukukta mücbir sebep olarak değerlendirilmesinin mümkün olup olmadığı olacaktır.

A. Türk Hukukunda Mücbir Sebep Kavramı

Covid-19 salgının yarattığı etkilerin mücbir sebep kavramı kapsamına alınıp alınmayacağını değerlendirmeden önce kısaca mücbir sebep kavramından bahsetmek gerekmektedir. Türk hukuku kapsamında değerlendirecek olursak “mücbir sebep” kavramı ne yazık ki kanunlarda açıkça tanımlanmamıştır. Yargıtay içtihatlarında ise mücbir sebep, bir ticari ilişkide tarafların üstlendikleri edimlerin ifasının, tarafların kontrolleri dışında ve mutlak öngörülemez sebeplerle objektif bir biçimde imkansız hale gelmesidir. Bu tanımdan da görüleceği üzere bir olayın mücbir sebep olarak kabul edilebilmesi için;

  • Sebebin taraf iradelerine bağlı olmaksızın ortaya çıkmış olması yani kusurun bulunmaması,
  • Gelişen bu olayın edimlerin ifasına engel teşkil etmesi ve bu engelden kaçınmanın mümkün olmaması,
  • Mücbir sebep teşkil eden olayın sonuçları alınan her türlü tedbire ve sahip olunan tüm imkanlara rağmen kesinlikle önlenemez olmalı, sebebin öngörülemez ve karşı konulamaz olması gerekmektedir.
  • Mücbir sebepten etkilenen tarafın edimi yerine getirmemesi ile mücbir sebebe yol açan olay arasında illiyet bağının olması gerekmektedir.

Bu kapsamda Türk hukuku kapsamında sonradan ortaya çıkan, öngörülmesi mümkün olmayan, tarafların kontrolü dışında gelişen ve edim imkansızlığına sebebiyet veren Covid-19 salgını mücbir sebep olarak nitelendirilmeli midir?

B.Covid-19 Salgının Mücbir Sebep Olarak Değerlendirmesi

Şu an ülkemizde bu salgın hastalık nedeni ile pek çok şirketin üretimi durduğu ve çalışmaya ara verdiği, insanların evden çıkamadığı bir dönem içerisinde olduğumuz ortadadır. Salgının yayılmasının önüne geçilememesi, tedavisinin olmaması, çok hızlı yayılarak ölümlere sebebiyet vermesi ve ülkenin sağlık sistemini çökertecek boyutlara imkanının bulunması nedeni ile ülkemizde birtakım önlemler alınmaktadır. Bunlardan bazıları kısmı sokağa çıkma yasağı uygulanması ile belirli bazı idari tedbir ve kısıtlamaların getirilmesidir. Hal bu vaziyette iken ülkenin gerek sosyal gerekse ekonomik yaşantısında büyük tıkanmalar meydana gelmektedir.

Covid-19 salgınını mücbir sebep kavramının tanımı ile değerlendirdiğimizde; tarafların iradeleri ve kusurları dışında geliştiği, öngörülemez ve karşı konulamaz olduğu ve edimlerin ifasında engel teşkil edebileceği riskinin olduğu aşikardır. Bu kapsamda ve yerleşik Yargıtay içtihatları ışığında Covid-19 salgınının mücbir sebep sayılabileceği tartışmasızdır. Lakin burada üstünde durulması gereken husus; tarafların bu salgın nedeni ile maruz kaldığı güçlüklerin mücbir sebep teşkil edip etmeyeceği, edecek ise tarafların mücbir sebepten etkilenip etkilenmediği veya ne ölçüde etkilendiği, aralarındaki ticari ilişkiye konu edimin niteliği de göz önünde bulundurularak edimin ifasını imkansız hale getirip getirmeyeceğidir. Bu da aslında her bir münferit olay özelinde bir inceleme yapılmasını gerektirmektedir. Zira kimi edimler Covid-19 salgını nedeni ile imkansız hale gelirken, kimi edimler bu salgından etkilenmeyecektir. Bu hususa örnek vermek gerekirse; bütçesi kuvvetli bir şirketin önceden teslim aldığı malların ödemesinin 2. taksitini ödeme ediminin Covid-19 salgını nedeni ile imkansız hale gelmesi ve mücbir sebep sayılması pek mümkün değilken; üretim yapan ve bu parçaları satma borcu altında olan bir şirketin Covid-19 salgını k ile geçici olarak çalışmaya ara vermemesi sebebi ile edimin ifasının imkansız hale gelmesi ve mücbir sebep sayılması mümkün olacaktır.

Mücbir sebep değerlendirmesinde hukuken önemli olan, mücbir sebep iddia eden tarafın, sözleşmeyi yerine getirme kabiliyetlerinin Covid-19 Virüsü tarafından “bozulmuş” veya “imkansız” olduğunu kanıtlamalarıdır. Zira edimin ifasına engel olan husus Covid-19 salgını değil ise mücbir sebepten bahsetmek olanaksız olacaktır. Bu duruma örnek vermek gerekirse; bir Türk şirket ile İtalyan bir şirket arasında parça ithalatı konusunda bir sözleşme akdedilmiş ve bu parçaları üreten fabrikanın İtalya’nın sokağa çıkma yasağı bulunan karantina bölgesinde bulunması veya ürünlerin sevkiyat imkanının uçuşların iptal olması nedeni ile mümkün olmaması gibi sebeplerle edimi ifa etmek imkansız hale gelmiş olabilir. Bu olayda tarafların edimini yerine getirememesinin sebebinin Covid-19 salgını olduğu aşikardır. Bu halde Covid-19 salgını dikkate alınarak İtalyan şirket parçaları teslim edemeyeceğini Türk şirkete bildirerek, mücbir sebep nedeniyle borcu sona erdirmeye başvurabilir.

Her ne kadar şimdiye kadar Türk mahkemelerinin önüne Covid-19 virüsünden kaynaklanan bir uyuşmazlık gelmemiş da, olumsuz etkilerin hızla artması sebebiyle bundan sonraki süreçte bu tür uyuşmazlıklar da ortaya çıkacak ve elbette ki yargı mercilerinin önüne taşınacaktır. Bu nedenle, Covid-19 salgını nedeni ile getirilen uygulamalarının mücbir sebep olarak nitelendirilmesi ihtimali yüksek olan ticari ilişkiler bakımından, tarafların makul süre içerisinde birbirlerini yazılı olarak bilgilendirmeleri olası bir hak kaybı ihtimalini bertaraf edebilmek adına önem taşımaktadır. Ayrıca yukarıda anlatmaya çalışıldığı üzere, Covid-19 salgının her olay üzerinde ayrı ayrı irdelenmesi ve alınan tedbirler doğrultusunda ifa imkansızlığı ve diğer unsurlar değerlendirilerek olay bazında salgının mücbir sebep teşkil edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. İşbu nedenle de riski azaltmak ve olayınızın mücbir sebep kapsamında değerlendirip değerlendirilemeyeceğini öğrenmek amacıyla bir avukata danışmanız bu konuda yapılacak en mantıklı hamle olacaktır.

Ankara Barosu – Av. Beren TUNÇALP